23.4.09

Haftanın Sonu

Hafta sonu geldi!Herkese Pinhani'den Haftanın Sonu adlı şarkıyı armağan ediyorum. Umarım güneşli bir Cuma günü olur...Ve evvet ıslık çalmaya başlıyoruz

cuma günleri valiz hazırlamak gibi
cuma günleri seninle ilkbahar gibi
ellerini alıp dokunmamak gibi
gözlerini görüp de bakmamak gibi
hiçbir cumartesi günüm bi türlü yetmedi
asla cumartesi gece sabahla bitmedi
ben seninim , gece benim sabah benim
sen beni hiç düşünme , ben hep böyleyim
haftanın sonu bi nakarat gibi
haftanın sonu , hep aynı sözleri
pazar günleri pazartesi alır beni
pazar günleri elimdeki balık gibi
gözlerini görürken ağlamak gibi
kıymetini giderken anlamak gibi
haftanın sonu bi nakarat gibi
haftanın sonu , hep aynı sözleri
haftanın sonu bi nakarat gibi
haftanın sonu , hep aynı günleri

http://fizy.com/s/124i17

20.4.09

yarına uçak biletim olsa..

yarına italya'ya uçak biletim olsa arkama bakmaz çeker giderdim!

aklıma gelmişken lütfen www.gozundogusu.com

bir sürü beğendiğim fotoğraf var ayıldığım zaman daha detaylı yazacağım.

iki bira içip 'Hadi Atatürk Havalimanı'na gidelim' diyen Özgecan Kara bildirdi...

14.4.09

Je t'aime (moi non plus)


Birkaç gündür aklımda olan bir film sahnesi bu. İzleyenler hatırlar 2006 yapımı Paris, je t'aime adlı filmde birçok ünlü yönetmen kısa filmleriyle bizi Paris'e aşık ettirmişlerdi. 2006 yılında ilk çıktığında izlemiştim bu filmi ve bazı hikayelerini çok aşırı beğenip (segment Faubourg Saint-Denis ve segment 14ème Arrondissement başta olmak üzere) bazılarında sıkılmıştım. İşin garip tarafı en az beğendiğim hikayelerden biri olan Père-Lachaise'ın bir sahnesi bu bahsettiğim...

-I can’t marry you!
-I didn’t mean your lips…
-But I can’t! A life without laughter?
-You are not gonna marry me because I don’t make you laugh? What do you want from a husband?
-Lightness…

Beynimde hep bu kadının a life without laughter sesi yankılanıyor.Ben bir insandan ne beklediğimi anladım artık. Bu kısa filmi de çok iyi anladım...

11.4.09

What do you wish for?


Bu Siemens Sanat Galerisinde 'Kullanışlı İhlaller' sergisinden Gordon Young'un bir eseri.
Serginin küratörü Mürtaza Fidan, Young'un çalışmalarını şu şekilde açıklamış:
"Gordon Young'un çalışmaları tipografi aracılığıyla çevreyle kavramsal ilişkiler sokularak yorumlanıyor, öneriler geliştiriyor ve uygulanıyor."
Sergiyi 10 Mart'dan 26 Nisan'a kadar, resmi tatil günleri hariç hergün 10.00-19.00 saatleri arasında Siemens Sanat'da ziyaret edebilirsiniz.
Siemens Sanat Meclis-i Mebusan Cad. No: 45 Fındıklı-İstanbul
0212 334 11 04 - Giriş Ücretsizdir.
---------------------------------------------------------------------------------

This is an art piece from the exhibition 'Useful Contraventions', Siemens Art Gallery.
Mürtaza Fidan, curator of the exhibiton, explains Young's works as the following:
"Gordon Young's art works use typography to bring about a conceptual relationship with the environment, and he develops suggestions and applies them. "
You can visit the exhibition between March 11th and April 26th, everday except official holidays from 10 am to 7 pm.
Siemens Sanat Meclis-i Mebusan Road No:45 Fındıklı İstanbul
0212 334 11 04 - Admission to Siemens Sanat is free.


I wish I could do it all over again...

7.4.09

Elma

Sevgili arkadaşım Emre bugün kahvemizi içerken o kadar mükemmel bir hayata dair tanımlaması yaptı ki paylaşmadan edemedim. Birebir kendi ağızından yazmaya çalışacağım:

İnsanlar bazen 'hayatta sadece siyah ve beyaz yoktur, arada griler de vardır' der. Ben buna katılmıyorum. Hayat ya evet ya da hayırdır. 'Ay dur, ben karar veremedim, karar vermemeyi seçtim' diyemezsin.

İlişkilerde de böyledir. Mesela bir elmayı düşün bu durumda. Bu elmanın bir kısmı çürümüş olsun. İki seçeneğin var:
1. Bu elma çürümüş ben bunu yemem dersin atarsın
2. Ben bu çürük kısmını kesip atarım bir güzel de afiyetle yerim dersin. Peki ya geri kalanı da çürürse sen yiyemeden? Ya altında, arkasında bir yerde başka bir çürüğü daha varsa? Ya o çürük dışarıdan küçük görünse bile kesip atmaya kalkıştığında onun içeride kurtlanmış olduğunu, elma namına birşey kalmadığını görürsen?

Genelde elmalar durdukları yerde durmuyorlar. Bazı elmalar çürüyüp ağaçtan düşerken onların yerine yenileri yetişiyor. Ne de olsa her kışın ardı bahardır...

6.4.09

Geçen yıl bu zamanlar..

Copenhagen'daydım. Muhtemelen orda da yağmur yağıyodu ve muhtemelen burda olduğumdan daha mutluydum. 3 gün sonra Cristiania'ya gideceğiz bir tane Brit grup gelmiş diye, paramız yetmediğinden giremeyeceğiz, çok sonra ben o 'Brit grup'un Foals olduğunu öğrenip kafamı dağlara taşlara vuracağım...


Bu fotoğraf da Copenhagen'daki şen zamanlarımdan bir hatıra. O gün 7 Nisan'dı sanırım..


(aslında Ankara yazdan kalma bir gün yaşadı temalı bir yazı yazıcaktım ama bugün Ankaralılar ve mistır prezidan Barack Obama küçük çapta muson yağmurlarına yakalandılar benim yaz(ı) hevesim de sele kapıldı gitti)

3.4.09

Fotoğraf

Yeni bir fotoğraf makinası aldım kendime. Gönül isterdi ki bir Canon ya da Nikon sahibi olayım ama maalesef limitli bütçeyle ancak Nikon'un ara üretimi Cosina sahibi olabildim. Kendileri Cosina C1s 35 mm SLR Camera with 28-70 mm Zoom Lens. Biraz orasını burasını kurcaladıktan sonra hemen fotoğraf çekme hevesiyle yanıp tutuşan bendeniz yollara düştüm film aradım. Evet efendim, bildiğiniz film: bitmeden fotoğraf makinasının kapağını açmayınız türünden film. Ama yok?! 5 yere sordum yok! Filmi sorarken 'bu gız uzaydan mı gelmiş bilim ve teknoloji çağında olmaz ki efendim' bakışları da yanıma kar kaldı.

Yarın şansımı başka semtlerde deneyeceğim. Umarım ki yakın bir zamanda bir sürü güzel fotoğraflarımı sergilerim orada, burada, şurada...

2.4.09

Song for Clay

I come to a red light, tempted to go through it, then stop once I see a billboard sign that I don't remember seeing and I look up at it. All it says is "Disappear Here" and even though it's probably an ad for some resort, it still freaks me out a little and I step on the gas really hard and the car screeches as I leave the light.

Bret Easton Ellis, Less Than Zero

"Modern zamanlar" romanını yaratan Bret Easton Ellis'e sevgiler...